Aşkı bitiren evlilik değil.

Evlilik aşkı bitiriyor diyen kim? Ünlüler, sosyete tabakası.

Bunlar hep göz önündeler, her şeyin kaymağını yerler ama toplumda ağırlıkları yüzde 5 bile değil.

Bunların çoğu anlaşarak evlenip, birkaç yılı aşmadan anlaşarak da ayrılırlar. Ayrılışta hatun kişilerin birkaç trilyonluk servete konduğu çok duyulur. Servet edinme hırsı, ilişkiden maddi çıkar hevesi, buna ait düş kırıklıkları ilişkiyi köreltebilir.

Kimileri evlenme rekortmenidirler, Daldan dala konarlar. Servetleri evlilik diyetini karşılamaya ziyadesiyle yeter. Kimileri çocuk yapan eşlerine boşansa da tekrar evlenmemesi için maaş bağlarlar. Para ve iyi yaşam için evlenilir çoğu zaman, ayrılık nedeni de tazminatlar dolayısıyla paradır.

Bazıları için evlilik lüzumsuz bir formalitedir. Ahlak anlayışları alabildiğine geniştir. Cinselliği evlilik dışı zaten yaşamaktadırlar. Sadece doğurmak üzere olduğu çocuğu nüfusa kaydetmek için bu formaliteye baş vururlar.

Kimisi evlenince ortaya çıkacak paylaşımdan, tek eşki konumdan, eşe, aileye karşı sorumluluktan kaçar. Şöhretlilerden kimisi evlenince karşı cinsten sevenlerini yitirdiğini, işlerinin bu yüzden bozulduğunu düşünür. Kimisi farklı aşklar yaşamanın yaratıcılığını artıracağı kanısındadır.

“Evlilik aşkı öldürüyor” diyenler paylaşımı, sorumluluğu içine sindirememiş, birlikte yaşamayı kaldıramamış kişilerdir. Cinsellik için evlilik şartı koşulunca da aradığını elde edip, başka dala konmak isteği depreşebilir. Kişiler karşı cinsi elde edince gevşeyip özenini, bakımını ihmal edebilir. Bazen de gerçek kişiliğini evlenince ortaya koyabilir.

Birbirini iyi tanıyan çiftlerde, geçinmeye özenli kişiliklerde, iki yüzlülük yapmayan düzgün karakterlerde evlilik aşkı öldürmez, bilakis artırır. Çünkü paylaşımdan, kader birliğinden, ortak hedeflerden ve alışkanlıklardan doğan bir vaz geçilmezlik doğması gerekir normal şartlarda.

Diğer yüzde 95’in bir kısmı aşk evliliği yapıyor da değil. Kimi görücü usulle, kimi tanıyıp kendine denk bulduğundan, kimi de severek anlaşıp evleniyorlar.

Halk tipi evliliklerde maddi-manevi sorunları paylaşım, katlanılan durumlar, fedakarlıklar eşlerin birbirine saygısını daha da artırır. Sevgi olmadan saygı olabilir ama saygı olmazsa sevgi kısa zamanda tükenir. Karı-koca çalışanların çoğu zaten yaşam kavgasına öyle kaptırmıştır ki, çocuk bakımı da eklenince kavga edecek zaman bile kalmaz.

Aşık olup evlenen dar gelirlilerde aşkın tükenişine de tanık olmak olası. Bunda maddi etkenler fazla. İlk heyecanla, sevdiğim adam olsun da deyip, “nohut oda-bakla salon” bir küçük kiralık ev birkaç parça eşya ile yetineceğini söyleyenlerden bir çoğu daha sonra yaşam standardını beğenmeyip, hele de baba evinde çok daha iyi durumdaysa eşinden soğuyor. Durum katlanmak haline geliyor, saygı düşüyor. Geçim sıkıntısı aşkı köreltiyor.

Para bir çok derdin olduğu gibi evlilikte de ilaç işlevi görebilir. Şahsen eşimle anlaşmazlıklarımda bu etken çok rol oynamıştır. Çünkü, yokluk, çaresiz kalmak, aşırı yorgunluk, koşuşturmak stres yapıyor. Patlamak için bahane arıyor. Oysa alış verişin eşlerdeki stresi azalttığı, eve yeni eşyaların katılımının, geleceğe dönük büyüyen tasarrufların büyük moral etkisi var.

Hiç olmazsa ayda bir dışarıda nezih bir ortamda yemek yemek, hafta sonu gezintileri, yılda bir kez olsun tatil seyahati, kısacası yaşam kalitesinin sağlanması bireyleri mıutlu edeceği gibi, birlikteliğin heyecanını da canlı tutacaktır. Kaliteli sosyal ortam ve dengi ilişkiler de bunu destekler.

DOMİNANT KARAKTERLER..

Eş seçimi, denklik çok önemli. Ama bazen eşlerden birinin diğerine göre çok daha paralı ya da genç ve güzel olması ilişkide ağırlık, önem ve özen kazanıp el üstünde tutulmasına neden olabilir. Kafaya takıp saplantı haline getirmezse en azından iyi bir iş yaptığını düşünen eşlerden biri çok mutlu olabilir. Kimi durumda diğeri eşini kılıbık ve uşak haline getirebilir.

Ata erkil feodal ailelerde erkeğin kazaklığı, dominant karakterli kadınla evliliklerde ise kılıbıklığı söz konusu olabiliyor. Giderek artan şekilde eğitimli ve gelir sahibi kadınların dominant(Baskın) karakterleri artıyor. Durum eşitliği çok fazla aşıyor ve aile içi hakimiyet kavgasına dönüşebiliyor. Ev genelde kadının sorumluluğunu ağırlıkla taşıdığı bir yaşam alanıdır. Fakat erkeğe aşırı titizlikle rahat yüzü göstermeyip bütçe, aile ilişkileri ve alışverişe kadar uzanınca durum kötüleşebiliyor. Bu tür eşler “senin aile-benim aile” tartışmasıyla mücadeleyi aşırı ölçeğe götürmekte ve sonuç ya kopmaya varıyor ya da eşlerden birinin esaretine..

Bu nedenle eş seçimi , denge kurulması önemli. Zira kadınlar giderek riskleri daha fazla alarak boşanmayı göze almakta, çocukların babasından uzak kalmasına aldırmamaktalar.

Aşk şuursuzca sevmekse eğer, sonuçta evlilikte şuuru yerine geliyorsa, öldürmemiş, aklını başına getirmiştir. Bundan gocunmak yersiz. Paylaşılanla, fedakarlıklar, ortak değerler akılcı bir sevgi geliştirirler. Evlilik insanı bencillikten bir nebze kurtaran yaşam arkadaşlığıdır. Belki bencilliğini özlüyor ve “sultanlık” dediği bekarlığa geri dönmek isteyebiliyor.

Fakat dar gelirliler için sultanlık zaten olmamıştır. Hatta sosyalize olmak için en iyi çaredir evlilik.Bu nedenle evlilik halkın genelinde aşkı öldürmez, yoksa yeni başlatabilir. Beklentilerin akılcı şekillendiği biraz daha olgun çağda yapılmasında, eşlerin birbirinin haklarını gözettiği bir denge sağlanırsa tabi.

Ne demişler? Nikahta keramet vardır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !